Bursluluk Sınavı

Karaman’da kullanılan Atasözü ve Deyimler

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Wordpress Temaları

Acele etsen de iş varacağına varır.
Acemi nalbant, gavur eşeğinde öğrenir.
Acı acıyı, su sancıyı savar.
Açı eyletme, toku söyletme.
Acıkan doymam sanır.
Acıyan eşek, attan ileri gider.
Aç bırakma hırsız olur; çok söyleme arsız olur.
Açlığılan tokluğun arası yarım ekmek.
Açma kütüğü, söyletme kötüyü.
Adamakla mal mı tükenir.
Adı çıktı dokuza, inmez sekize.
Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.
Ağanın alnı terlemeyince, ırgatın burnu kanamaz.
Ağır kazan, geç kaynar.
Ağır ol da kamil desinler.
Ağıza tat, boğaza mihnet.
Ağızdan burun yakın, kardaştan karın yakın.
Ağzı açık ayran delisi
Ağlayak da gözden mi olak?
Ağrısız baş mezarda gerek.
Akçe bulsam çıkı yok.
Akıllı evladım var neylersin malı; akılsız evladın var yine neylersin malı.
Akılsızın şaşkını, beyaz giyer kış günü.
Akılsız köpeği yol kocatır.
Akranıyla konuşmayanın sesi semadan gelir.
Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.
Alan satandan umar.
Alçak yerde yatma sel alır; yüksekte yatma yel alır.
Al elmaya taş atan çok olur.
Alem unutmuş, kalem unutmamış.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Allı yelek, pullu yelek; gömlek yok canfes neye gerek.
Al kaşağıyı gir ahıra, yağır olan gocunsun.
Anan turp, baban şalgam; sen için de gülbe şeker.
Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.
Arı satmış, namusu tellala vermiş.
Ar gözden, kar yüzden anlaşılır.
Atın ölümü arpadan olsun.
Aylak sirke baldan tatlıdır.
Ayağı dokunmdık taş, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağın sığmayacağı yere, baş sokulmaz.
Az yaşa, uz yaşa akibet gelecek başa.
Baba mirası yanan mum gibidir.
Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.
Bağa bak üzüm olsun, yemeğe yüzün olsun.
Bağ dua değil, çapa dua ister.
Baht olmayınca başta, ne kuruda biter, ne de yaşta.
Bal döksen yalanır.
Bal bal demekle, ağız tatlanmaz.
Başıma uymayan takke elin olsun.
Başında fese bak, girdiği kümese bak.
Başına acemi berbere teslim eden cebinde pamuk eksik etmesin.
Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.
Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin.
Beş kuruşluk fener o kadar yanar.
Beşik arkası da gurbettir.
Bir dirhem et, bin ayıp örter.
Boyumca buldum, huyumca bulamadım.
Bir yerim diyenden, bir de yemem diyenden kork.
Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim.
Büyük lokma ye, büyük söyleme.
Bu iş kabak tadı verdi.
Bulursa yer, bulmazsa ağzını poyraza açar.
Böyle duanın, böyle amini olur.
Borç ödemekle, yol yürümekle biter.
Borç benim de tasası senin mi?
Boynuz ararken, kulaktan da olacak.
Boş boğazı ateşe atmışlar da odun yaş diye bağırmış.
Can sefadan da usanır, cefadan da.
Cennete gitse, fidan kırar; cehenneme gitse kazan deler.
Çalmadan oynar kel güdük, ne davul ister ne düdük.
Çatal kazık yere geçmez.
Çıra dibine karanlık.
Çoluk çocuk ile eyleme pazar, arpa alır ambardan buğday yazar.
Dağdan yayılır, gölden sulanır.
Dağına göre kış olur.
Davulu görür oynar, mihrabi görür ağlar.
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
Deveye oyna demişler, dokuz kazan süt devirmiş.
Deveyi hendekten atlatan bir tutam ottur.
Dibi görünmeyen kaptan su içme.
Dilencinin torbası dolmaz.
Dileyen Leylasını da bulur Mevla’sını da bulur.
Dilim, senden çektiğim zulum.
Dirlik olmayan yerde varlık olmaz.
Doğru sarsılır amma yıkılmaz.
Demir nemden, insan gamdan çürür.
Deniz yanında kuyu kazılmaz.
Dert ağlatır, aşk söyletir.
Dert derdi açar.
Deveci ile dost olan kapısını yüksek açar.
Dostluk başka alişveriş başka.
Dost yoluna post olmalı.
Düğün olur iki kişiye, tasası düşer deli komşuya.
Düz ovada sivri bela.
Ecel geldi baş ağrısı bahane.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez.
Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.
Emanetin canı cebinde olur.
En akıllısı Deli Bekir; o da duvarda bağlı yatır.
Erine göre bağla başını; tencerene göre kaynat aşını.
Eski çamlar bardak oldu.
Et tırnaktan ayrılmaz.
Gelin atta, kısmeti yadda.
Gücendiğim dağın odununu yakmam.
Güneş çarığı sıkar, çarık da ayağı.
Halep oradaysa arşın burada.
Hamama gider kurnaya; düğüne gider zurnaya aşık olur.
Hareket olmayan yerde, bereket olmaz.
Hasmın karınca ise de merdane bil.
Hastaya çorba sorulmaz.
Haydan gelen huya gider.
Hayvanın alası dışında, insanın alası içinde.
Hesapsız kasap, ya bıçak kırar, ya masat.
Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz.
İçi beni dışı seni yakar.
İki kaptan bir gemiyi batırır.
İnsanin yere bakanıdan, suyun ağır akanından kork.
İnsan çiğ süt emmiştir.
İp koptuğu yerden ulanır.
İs yanına varanda is, mis yanına varanda mis kokar.
İte dalanmadan çalıyı dolan.
İt kuyruğuna buyurur kuyruğu da ite.
Karaman okkası çelebi lokması.
Karanlıkta göz kırptığını nereden bileyim?
Karnın doymazsa gözün doysun.
Kel oğlan ekin ekti, yemeden başa kalktı.
Kıratın yanında eğleşen ya huyundan ya tüyünden.
Köpekten toklu olmaz.
Kör atın kör alıcısı olur.
Ne deve kalksın, ne çan ötsün.
Ne kızı verir ne dünürü küstürür.
Oğlan dayıya kız halaya çeker.
Oğlan yedi oyuna gitti, çoban yedi koyuna gitti.
Oğlum akıllı neylesin malı, oğlum ahmak yine neylesin malı.
Oldu olacak kırıldı nacak.
Oluk başında oynayan çark evinden çıkar.
Oturduğu yer ahır sekisi, çığırdığı İstanbul türküsü.
Oynayamayan gelin yerim dar der. Oyunda cıllıma.
Ödünç yiyen kesesinden yer.
Öküz öldü ortakcılık ayrıldı.
Önce bol bol yiyen sonra bel bel bakar.
Öz ağlamayınca göz ağlamaz.
Parasız tellal bağırmaz.
Sabırla koruk helva; dut yaprağı atlas olur.
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.
Sağ baş yastık istemez.
Sana vereyim bir öğüt kendi ununu kendin öğüt.
Saygı sayana, terbiye alana göredir.
Sel gibi geldi kum gibi kaldı.
Sen bilirsin deyince akan sular durur.
Sen daha çok yorgan geversin.
Senden yumurta alan sarısını bulamaz.
Serçenin gönlünden şahinlik geçer.
Sırtımda yumurta kefesi yok ya.
Sonu yine boz armutlu boz goyak.
Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.
Su bulanmayınca durulmaz.
Sudan çıkmış sıpaya dönmek.
Sütlü koyunu sürüden ayırmazlar.
Şaire lazım olan bir sazla bir sözdür.
Şehre gider köy haberiyle gelir.
Şeytan eniğini yitirse bulamaz.
Tanesiz aş olmaz, kaygisiz baş olmaz.
Tarlanın taşlısı kızın kaşlısı.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Taş ol da baş yar.
Tatlıya yakışmaz soğan; dayısını beğenmez yeğen.
Tay at oluncaya kadar sahibi mevt olur.
Tazısız ava giden tavşansız eve döner.
Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider.
Toku gönüllemek zor olur.
Ucuzdur var bir illeti; pahalıdır var bir hikmeti.
Unu eledik eleği duvara astık.
Ustamın adı hıdır, elimden gelen budur.
Üzümünü ye bağını sorma.
Yangına körükle gider.
Yan yatan da yer bir ekmek çamura batan da.
Yatan aslandan gezen çakal iyi olur.
Yıkık değirmende kırk yıl yatar.
Yörük sırtından kurban keser.
Yazın yaşa kışın taşa oturulmaz.
Yüz verdik astarını ister.
Zekat çebici gibi titrer
Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Medya Anadolu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

deneme