Bursluluk Sınavı

“Uzun ince bir yoldayım” Aşık Veysel

WhatsApp Image 2021-03-22 at 10.40.53
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Wordpress Temaları

Aşık Veysel, 1894 yılında  doğmuş. Çağının ve ne yazık günümüzün pek çok köy çocuğu gibi, köyünün yakınındaki bir merada anasının süt sağmaya gidişinde, yol üstünde doğmuş.Yedi yaşında çiçek salgınında bir gözünü, köy koşullarının getirdiği kazalardan birinde de öbür gözünü yitirmiş. Dağların çiçek açtığı, dünyanın bir mevsimden ötekine geçtiği bir Nevruz günü, 1973 yılında uzun ince yolu sona ermiş.

Aşık Veysel, halk şiirimizin son önemli yapı taşlarından birisidir. Onun bu özelliği dönemin halk kültürüne önem verişiyle, ayrı bir biçimde değerlendirilebilmiştir. Halkevlerinin, Köy Enstitüleri’nin varlığının yaygınlaştırdığı, çağın olaylarıyla tanıştırdığı bir halk ozanıyla karşı karşıya olduğumuzu unutmamak, bu önemli halk ozanımızı anarken, toplumumuzun gizli değerlerini günümüz koşullarında Unkapanı piyasasından koruyacak, eğitimin bir parçası yapacak bir koruyucu resmi görüşten uzak oluşumuzun değerlendirmesini de yapma mecburiyetindeyiz.

Gözleri kapalı ama kalbi hep açık!

Veysel’i geleneksel halk ozanlarına hem bağlayan hem onlardan ayrı kılan özelliği ise alaysılığı. Bedensel engelini bir yakınma konusu olarak kullanmaktan çok, dünyanın durumunu anlamamakta direnenler için bir eleştiri ögesi yapıyor: ‘Yeter gayri yumma gözün kör gibi’.

Kimine yayla köy veren, kimini kuru soğana muhtaç eden halkın inanışına göre ‘kambur felek’tir. Sır gibi saklanan bu gücü, düzenin değişip değişmeyeceğini görmek için gözünü yummamak gerekmektedir. Veysel’in bir başka şiirindeki bakmak, görmek ders almakla ilgili dizeleri benim bu yorumumu güçlendirecek niteliktedir: ‘Gören göze ibret vardır her şeyde/ Seyret gökyüzünde yarışanlara.’

Veysel’in yurt ve dünya düzeninden söz ederken durumu bir kader saymadığı, iki dizesini alıntıladığım şiirinde açıkça dile gelir. O bu şiirde her şeyi tanrıdan bekleyenleri, geçmişi konuşup geçmişle uğraşanları, dünya düzenine, ‘dünya geçicidir’ diye aldırmayanları eleştirir. ‘İleriyi gören geriye bakmaz/ İnsanlık yolundan taşraya çıkmaz/ Allah cömert ama ekmek bırakmaz/ Oturup geçmişi konuşanlara// Maziye karışmış yıllar da ay da/ Onu tekrar etmek sağlamaz fayda/ Gören göze ibret vardır her şeyde/ Seyret gök yüzünde yarışanlara/ Veysel der kafanı nafile yorma/ Dünya fani diye çöküp oturma/ Adım at ileri avara durma/ Yoldaş ol refaha kavuşanlara.’

Aşık Veysel’in Tanrı ya da Yaradan anlayışı, bu gücü dünyadaki her güzellikte gören tasavvuf anlayışıyla örtüşür. Onun için Tanrı yarattığı insanla birlikte olan, ama gizlerini de aratan bir güçtür. Her insan onu kendi anlayışı gibi kavrar. Kimisi için oruç ve namazdadır. Veysel içinse ‘cilveli, nazlı, peşi bırakılmaz’ bir sevgilidir. Güzelliğine gelince, ‘aşk olmasa on para etmez.’ Sevenleri olmasa, ‘eğlenecek yer bulamaz’. Bu insanın yanı başında, gönlünde olan Tanrı’yı kavramak için gerekli anlayış, yine Veysel’in görme engeline yaptığı alaysı gönderme ile anlatılır: ‘Görenlere açık, körlere gizli.’

GÖRMEK, KAVRAMAKTIR!

Aşık Veysel, görme fiilini kavramak anlamında kullanır. Bir gerçeği kavramaksa elbette yalnızca göz oranıyla olamaz. Buna düşünce gücü gerekir. Düşünce gücünü kimi zaman evrenin en yüce gözüyle birleştirir:

‘Bu alemi gören sensin/ Yok gözünde perde senin’. Kimi zaman kendi yaşama aşkını, dünyayı kavrayışını bu gücün olağanüstülüğüyle açıklar: ‘Saklarım gözümde güzelliğini/ Her neye bakarsam sen varsan orada’. Veysel’in ‘görmek’ fiilini, kavramak, düşünmek olarak yorumlamak şiirine ayrı bir derinlik getirecektir.

Onun dünya, düşünce, yaradan ve duyular üstüne bir şiiri;

Dalgın dalgın seyreyledim alemi

Renkler ne çiçekler ne koku ne

Bir arama yaptım kendi kafamı

Görünen ne gösteren ne görgü ne

Çeşitli irenkler türlü görüşler

Hayal midir rüya mıdır bu işler

Tatlı muhabbetler güzel sevişler

Güzellik ne sevda nedir sevgi ne

Göz ile görülmez duyulan sesler

Nerden uyanıyor bizdeki hisler

Şekilsiz gölgesiz canlar nefesler

Duyulan ne duyuran ne duygu ne

Kimse bilmez dünya nasıl kurulmuş

Her cisime birer zerre verilmiş

Cümle varlık bir kuvvetten var olmuş

Gelen ne giden ne yol ne yolcu ne

Herkese gizlidir bu sırr-ı hikmet

Her nesnede vardır bir türlü ibret

Veysel’i söyletir bir büyük kuvvet

Söyleyen ne söyleten ne tanrı ne?

Veysel’in görme engelinden yakınması, bir gönül şiirinde dile gelir. Dünyayı, dünya düzenini kavramak ne yazık sevdiğine kavuşmaya yetmemekte ya da kadınının kendisini bırakmasını engellememektedir. Veysel ilk evliliğinde yaşadığı aldatılıp bırakılmanın acısını, belki bunda durumunun payını düşünerek yine de ince ve acı bir alayla dile getirir. Sevdiğine sözle sazla ulaşabilecektir. Onlar yoluyla etkileyebilecektir. Son dizelerinde iç çekişi duyulur: ‘Kuş olsan da kurtulmazdın elimden/ Eğer görse idim göz ile seni.’ Ancak Veysel’in bu iç çekişi bir başka şiirinde alaycı bir nitelik kazanıverecektir: ‘Bir kız ile karşılaştım/ Göz aldatan bir sinama/ Gözlerine baktım geçtim bende oldum bir sinama/…/Bir an evvel geçen halım/ Gözümden kaçtı maralım/ Felek çeviriyor filim/ İşte büyük bir sinama.’

 

Sözü Veysel Usta ile bağlayalım: ‘Veysel der alana mücevher sattım/ Bilen alır bilmeyene güç olur.’

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Medya Anadolu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

deneme